Nilgün Çakıcı'dan

Susma halleridir bu fırtına öncesi, dağların devrilip, ağaçların sere serpe yere serildiği, toprağın yarılarak, derinliğine tüm köklerini indirdiği...

Susma halleridir bu fırtına öncesi,
dağların devrilip,
ağaçların sere serpe yere serildiği,
toprağın yarılarak,
derinliğine tüm köklerini indirdiği...

Hani o gümbür gümbür sessizlikte,
dalların inceden çatırdamasını andıran bir his vardır ya,

ayakta ve de hayatta tutan tüm dokular,

öylesine yorgun ve de paramparçadır ya
uzunca bir savaştan çıkmışcasına,
işte buna benzer bir
baş kaldırıdır bu sana dair içimdeki...

Susma halleridir bu fırtına öncesi,
hani bir rüzgâr başlar ıslık ıslığa,
dokuz onda yedi şiddeti öncesi,
yer kabuğu uğuldar,
felaket ben geliyorum der ya
tüm sancılı iniltileri ile,
hani gökyüzünü hiç olmadığı kadar kızıl bir kasvet
kuşatır ya,
hani sağnak bir yağmur öncesi tüm bulutlar

kol kola girerek pervane olur ya semada,

işte ona yakın bir gerginlik var bu sabah mısralarımda...

Susma halleridir bu fırtına öncesi,
inceden bir orkestra tek kişilik bir serenada başlamdan,
akord eder ya tüm notalarını,
akustiği yankılanırken duvarlara çarpa çarpa,
işte böyle dört nala geliyorum der gibi felaket bu gün kalemimin ucunda...

Aldanma sakın bu durgunluğa,
fırtına öncesi bir sessizliktir bu,
sana dair bu pazartesi mısralarında...

nilgün çakıcı...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !